ŞEB-İ YELDA...(EN UZUN GECE..)

 

       Bugün yılın en uzun gecesi,gece 24 itibaren 7.20 kadar sürecek olan bu en uzun geceye kaçımız birkez daha ulaşırız bilmem ama edebiyatımıza ve şiirimize mal olmuş,aşkın diliyle yorumlanmış bu geceyi bizde analım..

       Karanlığın en uzunu yaşıyoruz ,ruhlar muzdarip ve insanlar amaçsız hayuleler gibi habire çalışmakta,ne şehirlerimizde nede insanlarımızda istikbale yönelik bir diriliş heyacanı ve ruhu var.İnsanımızın en derin yarası olan amaçsızlık amacı tüm toplumumuzu sarmış,o kudretli ellerin sunduğu yaşam bir izdıraba dönüşmüş sanki.Toplumsal açıdan bir şeb-i yelda yaşadığımız  hakikat.

       İnsanımız üzerindeki bu uzun gecelerin daha bir müddet süreceği kaçınılmaz gibi görünsede, tüm iştiyakımız ve yaşamı bize sunan o kudretli ellerin sahibinine olan umudumuz ile aydınılığı bekleyecek ruhlarımız...

       Bizde bu geceye kendi gönül penceremizden bakarak dostlara açacağız.;

       Nice geceler vardır hasret kalmış,hasrete dalmış yürekleri ağırlar.O yüreklerin haykırışları kaybolmaz gecenin sessizliğinde sadece gizlenir.Nice geceler vardır gözyaşlarına ev sahipliği etmiş,hasreti ,umudu,dirilişi ve özgürlüğü beslemiş.Nice geceler vardır ihaneti gizlemiş ve çirkinlikleri örtmüş.Gündüze hasret yaban kalmış geceler vardır insan gönlünden yükselen feryatlarla anılan..Bu geceleri yaşayan bilir,çeken bilir...

"Şeb-i yeldayı muvakitle muneccim ne bilir..

  Mubtela-i gama sor kim geceler kaç saat?"

derken şair ;feryadını işlediği bu nazik ve ince dizelerde;

"Uzun gecenin vakitlerini muneccim nebilirki,

sen gama düşmüş gönüllere sorki geceler kaç saat."

diyerek hasreti hüsrana düçar olanların haykırışlarını dile getirmektedir..

       Ve yine bir şeb-i yelda munadisinin şu sözlerine bakalım;

"Birgün yine  hüzne açık sinemle ardarda

Mecnun'un hasret ve yalnızlığı ile sahrada

 

Dolaştığı gibi dolaştım avare,derbeder,

Heryan karanlık ve ruhumda simsiyah keder.

 

Bir umitsiz tablo ki yer demir,gökler bakır,

Çevremdeki kasvetten ruh sağır,gönül sağır."

diyerek gecenin uzunluğunun verdiği ızdırabı dile getirmektedir...

   

          

       Hasretli yüreklerin engin denizidir geceler ve tüm benlikleriyle kendilerini ona teslim edenlerin bağırışları dökülür birer inci gibi dudaklarından gecenin uzun karanlığına ve yine bir şeb-i yelda mahzununun şu dizelerinde yaşamı ve umudu görürüz tüm içtenliğiyle;

 

"Evet,ağlamaklı oluyorum,demdir bu.

Hani,kurşun sıksan geçmez geceden,

Anlatamam,nasıl ıssız,karanlık...

Ve zehir-zıkkım cigaram.

Gene bir cehennem var yastığımda,

Gel artık.."

       Geceler her nekadar örtsede ihaneti ve nefreti yinede hasretli yüreklerin umudunu dile getirmiştir çok zaman.Tanrı bile azizlerine gece seslenmiştir ve geceler umut bekçilerinin otağı olmuştur.Geceler sevgi havarilerinin sesini saklamıştır bizim için ve geceler sevdalı gönüllerin çerağıyla aydınlanmıştır çoğu zaman.ve gözyaşları o gecelerin birer incisidir her zaman.

       Ve siz hasretle yürekleri yanan sevgi havarileri ve sevda mağdurları ve hasreti husrana gark olanlar,umut günlerinin bekçileri ve aşkın habercileri bu şeb-i yeldada deyinizki;

 

"Şeb-i yeldada uzar fecre kadar kıssa-i aşk

Ta ki Mecnun bitirir nutkunu leyla söyler..."

       Aşk hikayesi,yılın en uzun gecesinde bile şafak sökene kadar sürer;öyle ki Mecnun sözünü bitirse Leyla başlar;Leyla sussa Mecnun anlatır.....

       ve bu şeb-i yelda da umudunuz ve aşkınız için ağlayın,bir damla gözyaşı hatıranız olsun.Ağlayan gözlere selam,umuda hasret yüreğe selam......

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !